EN
Soyer: Gelecek yüzyıla taşınacak kararlar ortaya çıkmış olacak

Soyer: Gelecek yüzyıla taşınacak kararlar ortaya çıkmış olacak

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Bu yaşadığımız tablonun bir kader olmadığına inanıyoruz. Yani, bu yoksulluk, enflasyon, işsizlik, bu krizlerin hiçbiri ne kader ne tesadüf. Hepsinin çözümü ve alternatifi var” dedi.

Bu kadar kasvetli, kaotik ve ekonomik sıkıntıların tırmandığı bir dönemde, yeni yüzyılına cumhuriyetin yine ilham olmasını istedikleri İktisat Kongresi’ni tekrar İzmir’de düzenleyeceklerini vurgulayan Tunç Soyer ile İzmir İktisat Kongresini’ni ve belediyenin faaliyetlerini konuştuk.

TÜRKİYE’NİN DİNAMİKLERİNİ İÇİNE ALACAK BİR BULUŞMA
- İktisat Kongresi tarihimizde çok önemli bir yeri olan, savaştan çıkıp cumhuriyetin ilan edilmeden önce yapılan ve sonuçları, deklarasyonu ile ilgili çok çarpıcı sonuçları var. Siz nasıl bir konseptle bunu gerçekleştiriyorsunuz?

Aslında tamamen dediğiniz gibi. Bu bizi çok heyecanlandırdı. İktisat Kongresi’nin okumalarını yaptığımızda gördük ki olağanüstü bir iş yapmışlar. Düşünün bir de İzmir’de yapılmış, 5.5 ay önce yangın görmüş. Şehir küllerini daha kaldırmamış. Muazzam bir tahribat ve orada barış antlaşması daha imzalanmamış. Cumhuriyet daha kurulmamış, muazzam bir iş. Türkiye’nin her yerinden 1135 delege geliyor ve yeni kurulacak devletin iktisat politikalarını şekillendirecek kararlar alıyorlar. Büyükelçiler var, Rusya o zamanlar Sovyetler Birliği’nin büyükelçisi Aralov var, Azerbeycan büyükelçisi Abilof var. Ayrı ayrı toplanıyorlar işçiler, çiftçiler, tüccarlar ve sanayiciler ve birbirlerinin kararlarını onaylıyorlar. Yani bir ortak akıl ortaya çıkarmaya çalışıyorlar. Hakikaten çok başarılı ve çok değerli bir buluşma bu. Yeni kurulan cumhuriyete de yol gösteriyor. 100 yıl önce atalarımız bunu yaptıysa şimdi bu bizim misyonumuzdur ve görevimizdir diye düşündük. Bu kadar kasvetli, kaotik ve ekonomik sıkıntıların tırmandığı bir dönemde, yeni yüzyılına cumhuriyetin yine ilham olmasını dilediğimiz, yine şekil vermesini arzu ettiğimiz bir buluşmayı gerçekleştirmeye karar verdik. O nedenle İzmir ev sahipliğinde ama tüm Türkiye’yi, Türkiye’nin dinamiklerini içine alacak bir buluşma yapmaya gayret ettik. Hem o formata sahip çıkarak hem de bugünün Türkiye’sinde, örneğin girişimcileri, gençleri, esnafı da dahil ederek yine bir ortak akıl buluşması gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Ana fikri bu.

ÜLKENİN EKONOMİSİ İÇİN UMUT ÇIKACAK
- Yatırımlar için yeni bir umut kapısı olacak mı bu çıkaracağınız modeller, çıktılar?

Sadece yatırımlar için değil. Aslında ülkenin ekonomisi için umut çıkacak. Çünkü bizim derdimiz bugünkü siyasal iktidara alternatif bir şeyler üretmekten çok geleceğin siyasal iklimini belirleyecek, geleceğin siyasetini belirleyecek iktisat politikalarını oluşturmak. O nedenle belki şöyle özetlemek mümkün; bugünün siyasal ikliminde geleceğin siyasetini belirleyecek iktisat politikalarını oluşturacak bir buluşma yapmaya çalışıyoruz.

BU KRİZLERİN HİÇBİRİ KADER DEĞİL
- Kongrenin tasarlanan tarihi enteresan bir döneme denk geliyor. Belki de Türkiye’de seçim tarihinin belli olacağı bir tarih ve seçim döneminin başlayacağı bir tarih. Biliyoruz ki, ekonomimizin içinde bulunduğu durum yaklaşık 1.5 yıldır seçim telaşı olduğu için kapsamlı ekonomik politikalar uygulanamıyor. Türkiye’de hangi iktidar gelirse gelsin, bir orta vadeli bir toparlanma dönemine ihtiyacı olacak. O açıdan da işlevi olacağını düşünüyor musunuz?

Hiç kuşkusuz. 100 yıl önce İzmir kurtuluşun ve kuruluşun şehri olmuş derken bunu kast ediyoruz. 9 Eylül sadece İzmir’in kurtuluşu değil tüm ülkenin kurtuluşuna işaret eder. İktisat Kongresi de kuralacak cumhuriyetin esaslarının oluştuğu bir buluşmadır. Dolayısıyla biz, kurtuluştan ve kuruluştan 100 yıl sonra yine İzmir’den geleceği şekillendirecek ve o umudu geleceğe taşıyacak bir buluşma yapmaya çalıştık. Bu nedenle çok kapsayıcı, herkesi içine alan, herkesin sesinin duyulduğu, sözünün anlaşıldığı ve buradan bir ortak akıl inşa edilecek bir buluşma olsun istedik. Bu yaşadığımız tablonun bir kader olmadığına inanıyoruz çünkü. Yani, bu yoksulluk, enflasyon, işsizlik, bu krizlerin hiçbiri ne kader ne tesadüf. Hepsinin çözümü ve alternatifi var. Biz onları bulup çıkarmaya çalışıyoruz. Şu ana kadar yaptığımız tüm çalışmalar da gösteriyor ki bu mümkün. Yani bir ham hayal peşinde değiliz. İnsanları dinledikçe, çiftçilerle ilgili 3 buluşmayı tamamladık örneğin, şimdi işçilerle 3. buluşmayı bugün yapıyoruz. Görüyoruz ki bu mümkün. Farklı çözümler ve gerçekten hem ekonomiyi düzeltecek hem örneğin çiftçiler dediğimiz zaman tarımda çözümler üreten, işçiler dediğimiz zaman işçilerin geleceğini aydınlatacak, emekten yana çözümler ortaya koyacak kararlar almak mümkün. Şimdi teker teker bu kararları alıyoruz.

- Çok fazla çalıştay yapılıyor ve çıktılar görüyoruz. Bunların sürekliliği olmuyor ya da hayata geçmiyor. Sizin çıktıların nasıl bir yaptırım gücü olacak? Gerçekten anayasa gibi maddeleri gibi maddeler var. Bunların gerçekten yaptırım gücü olacak mı?

Bu kadar geniş bir temsil gücü takipte de kolaylık sağlayacak. Burada işçi sınıfının örgütlü gücünün yüzde 95’i şu anda burada. Bunun takipçisi olmak da boynumuzun borcu. Hem tek tek katılanların hem de buna ev sahipliği yapan İzmir’in boynumuzun borcu. Kim gelirse gelsin iktidara gelecekte, kim olursa olsun… Biz burada alınan kararların sonuna kadar takipçisi olacağız.

KENDİ KENDİNE YETEN BİR EKONOMİ MÜMKÜN
- Birinci İktisat Kongresi’ni takiben cumhuriyetle birlikte, Türkiye ilk 10 yılda tarihinin en büyük ve en hızlı kalkınma dönemini gerçekleştirdi. Dolayısıyla burada baktığım zaman katılım, paydaşlar birinci kongreye benzer bir yaklaşım içinde. Dolayısıyla böyle bir çıkarım yapabilir miyiz gelecek için?

Yüzde yüz yapacağız. Bir örnek vereyim. Aşar vergisi kaldırılıyor İktisat Kongresi’nde çiftçilerin kararıyla. Bu tam da sizin söylediğiniz gibi hem yabancı yatırımın önünü açıyor o kararların bütününe baktığınızda hem de bağımsızlığın önünü açıyor. Yani, kendi kendine yeten bir ekonomi kurmanın ilk adımları atılıyor. Nitekim, 1929’da büyük buhran patladığında Türkiye ekonomisi kendi kendine yeten bir ekonomi yaratmanın ilk adımlarını atmış oluyor. O nedenle yerli malı haftaları düzenlenmeye başlanıyor. Şimdi, pandemi dönemi de bize gösterdi ki kendi kendine yeten bir ekonomi olmak çok önemliymiş. Bir tahıl koridoru kuruldu diye herkes bayram yapıyor. Ama biz zaten dünyanın en büyük tahıl ambarıydık. Biz zaten ekonomisi kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydik. O dönemlerde bu kararların hayata geçirilmesiyle bunlar mümkün olabildi. Şimdi de yine aldığımız kararlarla kendi kendine yeten, tam bağımsız ve uluslararası yatırımcıların varlığını mümkün kılacak düzenlemelere karar veriyoruz, karar veriyorlar. Biz sadece dediğim gibi ev sahipliği yapıyoruz. Bu kararların gelecekte uygulanmasının önünü açacak bir formatta bunu yapıyoruz. İnanıyorum ki, sadece çiftçiler için değil tüccar, sanayici ve esnaf için de geleceklerini aydınlatacak çözümler çıkacak. Çünkü biz bu toprakların bereketine, gücüne, varlığındaki kadim tarihe, hepsine güveniyoruz. Buradan çıkmaması mümkün değil. 100 yıl önce o koşullarda çıkmışsa geleceği aydınlatan kararlar, geleceğin Türkiye’sinde fazlası mümkün.

GELECEK YÜZYILA TAŞINACAK KARARLAR ÇIKACAK
- Kongre hazırlık sürecinde çiftçi buluşması ve işçi buluşması yapıldı, ardından sanayici buluşması olacak. Bundan sonraki süreçle ilgili bilgi verebilir misiniz?

1 Aralık’a kadar sanayici ve tüccar buluşmasının da 3. tamamlanacak. 3 buluşma da her grup için tamamlanacak. Ondan sonra akademisyenlerin işin içine girdiği bir süreç başlıyor. 4 ayrı masamız var; doğa masası, demokrasi masası, tarih masası, değişim gelecek ve teknoloji masası. Bu 4 masa farklı farklı akademisyenlerden oluşuyor. İçinde sosyologlar, fütüristler, tarihçiler, ekonomistler ve psikologlar var. Bu kişiler bugün nihai noktasını koyacağımız o metinlere akademik birtakım rötuşlar yapacaklar, bir şeyler ekleyecek, çıkaracaklar, törpüleyecekler. Bilimsel disiplinler çerçevesinde bir kez daha masaya yatırılacak. Buradan çıkarılanlar yüksek istişare kurulu dediğimiz bir üst kurul var, onların önüne gidecek. 17 Şubat’a kadar yüksek istişare kurulunun nihai noktaları ilave edilecek veya çıkarılacak. 17 Şubat’a geldiğimizde, bütün bu hazırlıklar tamamlanmış, bitmiş, sonlandırılmış olacak ve 17 Şubat’ta tüm grupların ve akademisyenlerin de katılımıyla kongreye geçilecek. Orada tüm dünyanın farklı ülkelerinden ve disiplinlerinden uzmanların konuşmalar yapacakları, konferanslar verecekleri bir dizi buluşma gerçekleşecek. Nihai olarak bunların sonucunda gelecek yüzyıla taşınacak kararlar ortaya çıkmış olacak.

- Sanayici ve iş dünyasından nasıl bir katılım görüyorsunuz?

Aynı şekilde en geniş katılım diyebiliriz. TÜSİAD, TÜRKONFED, TOBB’un da dahil olduğu bir yapı oluşturduk. Çünkü onlara da anlattığımız şey buydu. Aynı şeyi söyledik. Dedik ki; siz bugünün siyasal iklimine alternatif arıyor olmayacaksınız böyle bir talebimiz yok sizden. Siz geleceğin Türkiye’sini şekillendirecek ve tüccarları, sanayicileri ve esnafı ilgilendiren kararlar ne olmalıdır, hangi hukuki düzenlemeler yapılmalıdır, hangi çözümler nasıl üretilir, bunlarla ilgili karar alacaksınız dedi. Onlar da aynı heyecanı paylaştılar ve ilk iki toplantıda muazzam katılımlı bir toplantı gerçekleşti. Burada yaptığımız gibi onların kararlarını da üçüncü toplantıda nihai haline getireceğiz. 360 sayfanın üzerinde geri dönüş aldık katılımcılardan. Onlara ayrıca sorular da hazırlamıştık. Bu soruların da cevaplarını verin, kendiniz de başka sorular koyun ortaya ve onları da cevaplayın demiştik. Böylece çok geniş bir doküman da ortaya çıkmış oldu. Niyetimiz bütün bu dokümanları da geleceğe aktarmak ve o dokümanlardan süzülen bütün o kararları da Türkiye Cumhuriyeti’nin önüne koymak.